Yıl: 2002/ Cilt: 4 Sayı: 1 Sıra: 0 / No: 282 /     DOI:

Sendikaların Üye Sayısında Azalma Nedenleri Ve Sendikaların İzledikleri Yeni Politikalar
Prof.Dr.Aysen Tokol
Uludağ Üniversitesi - Calışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü

Sendikalar üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla kurulan örgütlerdir. Sendika kavramı bazı ülkelerde (İngiltere, A.B.D., Almanya)  işçi örgütlerini  bazı ülkelerde (Fransa, Türkiye)  hem işçi hem işveren örgütleri anlatmak amacıyla kullanılmaktadır.

Ancak ilgilendikleri sosyal grubun genişliği, bu grubun ekonomik yönden zayıflığı işçi sendikacılığını sürekli ön plana çıkarmaktadır .Bu nedenle bütün ülkelerde işçi sendikacılığı işveren sendikalarına göre daha fazla önem taşımakta, sendika denildiği zaman işçi örgütü akla gelmektedir.

Sendikaların kurulabilmesi için bazı koşulların bulunması gereklidir. Bu koşullar genel olarak sanayileşme, işçilerin çıkarlarının diğer grupların çıkarlarından farklı olduğunun bilincine varması, işçi ve işveren arasındaki çıkar uyuşmazlıklarının gerginleşmesi, işçileri yönlendirecek bir lider kadronun bulunması, sendikaların kurulmasını engelleyecek yasal sınırlamaların olmaması ve demokrasinin varlığı şeklinde sıralanabilir.

Bu koşulların gerçekleştiği ilk ülke  İngiltere'dir. İngiltere'de  ilk sendikalar XVIII. Yüz-yılda kurulmuş, ABD ve diğer Avrupa ülkelerinde sendikalar daha sonraki yıllarda ortaya çıkmışlardır. Sendikaların gelişmekte olan ülkelerde ortaya çıkışı ise oldukça uzun zaman almıştır. Tüm ülkelerde sendikaların devlet ve işverenler tarafından kabul edilmesi uzun mü-cadeleler sonucunda gerçekleşmiştir. Endüstrileşme sürecinin başlangıcında genelde işçi örgütlenmelerine piyasalarda kaynakların optimal dağılımını engelledikleri ve mülkiyet hak-kına tecavüz ettikleri gerekçesi ile karşı çıkılmış, işçilerin bir araya gelerek oluşturdukları örgütler önce yasaklanmış ancak yasaklara rağmen örgütlenmenin devam etmesi üzerine sendikalar devlet tarafından hukuken tanınmak zorunda kalmışlardır. İngiltere'de 1824, A.B.D'de 1842, Fransa 'da 1884, Almanya'da 1869 yılında sendikaların serbestçe ku-rulmalarına olanak tanıyan yasalar çıkarılmıştır. Sendikaların işveren tarafından sosyal taraf olarak kabul edilmeleri ise yasal tanımadan sonra gerçekleşmiş ve oldukça uzun bir süre almıştır.

 Sendikaların gelişimi I.Dünya Savaşı ve 1929  ekonomik bunalımından olumsuz şekilde etkilenmiş, bunalım sonrası yaygınlaşan otoriter devletçi sistemler sendikalaşmaya karşı olumsuz tavrı da beraberinde getirmiştir. Avrupa’da yaşanan bu gelişmeye karşılık ABD’de Roosevelt tarafından uygulanan “Yeni Dönem Politikaları” içinde sendikalara destek olunmuştur.

 II.Dünya Savaşı’ndan olumsuz biçimde etkilenen sendikalar savaş sonrası 1970’lerin sonuna kadar devam eden sürede altın çağlarını yaşamışlar, Keynezyen ekonomik politikalar, refah devleti anlayışı ve Fordist üretim tarzı çerçevesinde gelişmeleri için uygun ortam bulmuşlardır. Sendikalar gelişen karma ekonomilere dayalı piyasa ekonomileri içindeki demokratik çoğulcu sistemler altında hem kurumsal hem de ekonomik ortamın uygun olması ile hızlı bir gelişme göstermişler, kurumsal ve hukuki bünyelerini güçlendirmişler, siyasal ve toplumsal etkinliklerini zirveye çıkarmışlardır. Bu dönemde sendikalar kamu politikalarının oluşturulmasında ve işyerlerinde çalışma koşularının belirlenmesinde etkin rol oynamışlardır. Aynı gelişme sürecinde sendikaların gelişme stratejileri ile uyumlu neo-korporatisit yapılara dönüştükleri  de gözlenmiştir. Sendikalar 1960’lı yıllarda uzlaşmacı ve sorumlu sendikacılık kimliği ile 1970’li yıllarda toplumsal sözleşmelere taraf siyasi partner görünümünde işlevlerini sürdürmüşlerdir.

Ancak   1970’li yılların sonunda  birçok gelişmiş ülkede sendikalar için altın  çağ sona ermiş, sendikalar sahip oldukları ekonomik ve siyasi güçlerini kaybetmeye başlamış-lardır. Sendikaların üye sayıları ve baskı güçleri  genelleme yapmak oldukça güç olmakla birlikte gelişmiş ülkelerde azalmaya veya durağanlaşmaya başlamıştır. Sendikalaşma oranının 1980 ve 1990’lı yıllarda  İskandinav ülkeleri dışında gelişmiş ülkelerde belli bir azalma içinde olduğu görülmektedir. Örneğin OECD ülkelerinde, ülkeler ortalaması sendikalaşma oranı 1980'de %47'lerde iken, 1990'da %40'lara düşmüştür. Bu düşüşte; ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte ekonomik, siyasi, yasal, sosyo kültürel ve sendikal çok sayıda faktörün rol oynadığı görülmektedir.

Ekonomik faktörler arasında   1973 Petrol Krizi sonucu başlayan ve izleyen yıllarda sürekli ülkeleri tehdit eden ekonomik daralma, işsizlik, enformel sektörün hızla gelişmesi, neo liberal politikalara yöneliş, teknolojik gelişmeler, üretim teknolojisindeki yeni gelişmelere bağlı olarak istihdam ve işgücünün yapısında meydana gelen değişmeler, yönetim tekniklerindeki değişmeler,  uluslararası rekabeti kamçılayan küreselleşme, çokuluslu şirketlerin öneminin artması, küçük işletmelerin yayınlaşması ve esneklik uygulamaları sayılabilir.

Siyasi faktörler arasında doğu bloğunun çöküşü, sol partilerin birçok ülkede iktidarı kaybetmeleri belirtilebilir. Ayrıca sendikaların gücünü zayıflatan yasal değişiklikler, bireyselleşme eğilimlerinin artışı, kadınların iş piyasasına artan oranda girişi,   gibi sosyo kültürel faktörlerle, sendikaların değişen koşullara uyum sağlayamamalar,  aşırı siyasileşmeleri veya belirli bir ideolojinin savunuculuğunu yapmaları  gibi  sendikalarla ile ilgili faktörler sendikalaşma oranlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Sendikaların bazı ülkelerde durgunluk, bazılarında gerileme içine girmesi sonucu sendikaların geleceği ile  ilgili üç alternatif senaryo üretilmiştir Bu senaryolardan ilkine göre, sendikaların gücü ekonomide hiçbir önemli etkiye sahip olamayacakları bir noktaya kadar azalmaya devam edecektir. İkinci senaryoya göre, sendikalar sahip oldukları güçlerini koruyacaklar ancak sendika işveren ilişkileri çatışmacı niteliğinden uzaklaşacak, daha çok işbirliğine yönelik özellikler kazanacaklardır. Üçüncü senaryoya göre ise sendikaların gücü mevcut düzeyinde kalacak ancak sendikalar kendilerini ortaya çıkan ekonomik, sosyal, siyasi koşullara uyduracaklardır.

Sendikasız  ekonomi gibi  olumsuz senaryolara karşılık sendikaların yerine gelecekte alternatif olabilecek bir başka kurum görülmemekte, sendikaların üye sayıları ve etkinlikleri azalsa bile tamamen çökmelerinin söz konusu olmadığı yönünde genel bir eğilim bulunmaktadır. 1990’ların ikinci yarısından itibaren sendikalaşma oranındaki azalma eğiliminin yavaşlaması, bu düşünceyi destekler nitelikte görülmektedir.

Geçmişe oranla ekonomik sosyal etkinliklerinin ve üye sayılarının azalması gelişmiş ülkelerde sendikaları yeni arayışlara yönlendirmektedir.Farklı boyutlarda da olsa sendikaların üye sayılarının azalmasına karşı ürettikleri politikalardan bir bölümü genel, bir bölümü ülkelere özgü nitelik taşımaktadır. Politikalardan bir bölümü bazı ülke sendikaları için yeni iken, birçok ülkede sendikalar tarafından geçmişten bu yana uygulanmaktadır.

Birçok gelişmiş ülkede sendikalar örgüt yapılarında değişiklik yapmaya yönelmektedirler.  Bunun sonucunda  bu ülkelerde meslek sendikacığı ve işyeri sendikacılığı modeli yeniden önem kazanmakta, uzun vadede sanal örgütlenme  modeli üzerinde durulmaktadır. Uluslararası düzeyde ise bölgesel örgütlenmeye önem verilmesi, uluslararası işkolu sendikalarının sayısının azaltılması, küresel düzeyde örgütlenme üzerinde durulmaktadır.

İdeolojik sendikacılığın yapıldığı demokratik ülkelerin çoğunda ise ideolojik sendikacılıktan veya bir siyasi partiye koşulsuz bağımlı  sendikacılıktan uzaklaşmalar görülmektedir. Örneğin Fransa’da sendikalar ideolojik yapılarından dolayı önemli ölçüde üye kaybedince, yavaşta olsa felsefi yapılarını  sorgulamaya  başlamışlardır.

Ayrıca toplumsal sorunlarının çözümlenmesine katkıda bulunma, küresel ekonomide rekabeti arttırmak için işçi çıkarlarını dikkate alarak işin yeniden organizasyonuna katılma,  işyeri düzeyinde verimlilik ve rekabet gücünün korunması çerçevesinde işbirliği oluşturma gibi yeni etkinlikler de önem kazanmaktadır.

Gelişmekte olan birçok ülkede sendikalar geçmişte en önemli işlevleri olan toplu pazarlık işlevini daha etkin hale getirmeye çalışmakta, toplu pazarlıkta izledikleri taktiklerde değişikliklere gitmekte, yeni grupların toplu pazarlık kapsamına alınması için çabalar harcamaktadırlar.

Eğitim sendikalı tüm işçiler için bir hak olarak kabul edilmeye başlandığından sendikalar sendika yönetici ve temsilcilerine çeşitli konularda eğitim vermeleri yanında üyelerine mesleki amaçla veya üyelerin ilgi alanları ile ilgili konularda eğitim vermeye yönelmişlerdir. Sendikalar eğitimle ilgili olarak eğitim gereksinimlerini saptamakta, eğitim anlaşmaları yapmakta ve eğitim programları düzenlemektedirler. Almanya ve İngiltere’de eğitim anlaşmaları önem taşımaktadır.Hollanda sendikaları vasıfsız işçilerin eğitilmesi ile eğitime karşılık sınırlı ücret artışını kabul edebilmektedirler.  CNV üyesi bir sendika kurduğu eğitim merkezi ile sendika çalışanlarına uzun süreli eğitim vermekte,  DGB kendi eğitim programını oluşturmakta, AFL-CIO hazırladığı bir programla demokratikleşme politikaları konusunda eğitim vermektedir.

Gelişmiş ülkelerde sendikaların  bireyselleşme eğiliminin artması ve insan kaynakları yönetiminin önem kazanması üzerine işçilerin bireysel çıkarlarını karşılamaya yönelik olarak hizmet çeşitlendirmeye gittikleri görülmektedir. Bu hizmetler arasında düşük faizli krediler, ucuz sigorta hizmetleri, düşük faizli kredi kartları, seyahat indirimleri, tasarruf planları, indirimli alışveriş olanağı sağlayan kredi kartları,  üyelerin yaptığı bazı ödemelerle oluşturulan emekli maaşı uygulamaları ve sağlık fonları sayılabilir. Ayrıca sendikalar üyelerine çeşitli konularda danışmanlık hizmetleri ve düşük maliyetli yasal yardım sağlamaktadırlar.

Avustralya’ da Avustralya Sendikalar Konfederasyonu- ACTU üyelerine alışverişte kolaylık sağlayan bir imtiyaz kartı çıkarmıştır. AFL-CIO üyelerine düşük maliyetli kredi kartı, sigorta, yasal hizmet, seyahat paketi gibi tüketim kolaylıkları sağlayan   “Union Privillege Benefits Program” adlı  programı uygulamaya koymuştur. Ayrıca  örgüt  “ortak üyelik” adını taşıyan bir sistem geliştirmiştir. Bu sistemde işçi tam üyelik aidatından daha düşük bir aidat ödeyerek, sendikaya ortak üye olmakta sendikanın toplu pazarlık dışında sağladığı diğer hizmetlerden yararlanma olanağına kavuşmaktadır  Bu ülkede, bazı kamu sendikaları, üye olmayan işçilere sosyal aktivite, konferans, siyasi temsil olanakları sağlamaktadır. Bazı özel sektör sendikaları ise üye olmayan işçilere tüketim kolaylıkları yanında işle ilgili hizmetler sunmaktadırlar.

İstihdamın ve işgücünün yapısında ortaya çıkan gelişmeler doğrultusunda son yıllarda bazı sendikalar hızla gelişen hizmet sektörünü örgütlemeye çalışmaktadırlar. Örneğin  Hollanda da Hollanda Sendikalar Federasyonu-FNV bankacılık sektörü üzerinde durmakta,  bu sektörde çalışan kadın, ara personel ve gençlerle kişisel görüşme yolunu tercih etmektedir. Örgüt bu amaçla iki mobil istasyon oluşturmayı planlamaktadır.TUC küçük işletmelerdeki işçiler için ortak üyelik önermektedir. Ancak bu sektörde işin yapısının farklı, işçi devir hızının yüksek, çalışanların vasıflı, kadın ağırlıklı, işletmelerin genelde küçük olması, sektörde çalışanların kendilerini işçi statüsünde görmemeleri gibi nedenlerle sendikalaşma eğiliminin düşük olması sendikaların başarı şansını azaltmaktadır.

Kadınlar, gençler, azınlıklar, vasıflılar, işsizler, emekliler, standart dışı çalışanların sayısındaki artış sendikaların üye sayılarındaki azalmaya karşılık bu gruplara yönelmelerine yol açmaktadır. Bu hedef gruplar arasında kadınlar özellikle önem taşımaktadır. Sendikaların kadınlara ilgisiz kalması, aile sorumlulukları, çalıştıkları işin niteliğine bağlı  nedenlerle sendikalaşma eğilimi düşük olan kadınların sendikalaştırılması  sendikalar için özel bir çaba gerektirmektedir.  Bu amaçla bazı sendikalar toplu sözleşmelerde eşitlik konularında düzenlemeler yapmakta, eşitlik politikaları ve olumlu eylem programları düzenlemekte, kadın ve eşitlik komiteleri kurmakta, kadın sorunları ile ilgili konularda kampanyalar yapmakta, kadın sorunlarına yönelik özel hizmetler sunmaktadırlar. Kadınların sendika yönetimlerinde temsilini sağlamak amacıyla da kota uygulaması, yönetim organlarında belirli sayıda kadına temsil olanağı verilmesi, kadınların sendikal konularda bilgilendirilmesi, sendika toplantı zamanları ile sendikada kullanılan dile dikkat edilmesi gibi yöntemlere başvurulmaktadır. Ancak bu konudaki sendika çabalarının henüz yeteri ve başarılı olduğunu söylemek oldukça güçtür.

Genelde hizmet sektöründe çalıştıkları, sendikaları orta yaştaki erkeklerin örgütü olarak gördükleri, sendikaların savunduğu sosyal adalet, dayanışma gibi ilkelere ilgi duymadıkları ve sendikaların kendileri için anlamlı rol oynayamayacağını düşünmedikleri için gençler arasında da örgütlenme eğilimi düşüktür. Bu nedenle sendikalar gençlere yönelik politikalar oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu politikalar arasında genç işçilerden alınan aidatların düşük tutulması, gençlik komiteleri veya konseylerinin oluşturulması, okul ziyaretleri, gençleri sendikalar konusunda bilinçlendirme kampanyaları, okuldan atılmış veya eğitimsiz genç işçiler için özel eğitim programları, gençlere yönelik yaz programları sayılabilir  FNV ise genç işçiler için sendika kurmuştur. Genç işçileri sendikaya çekmek için sendikalar müzik festivallerine ve konserlere sponsorluk yapmaktadır. İngiltere’de GMB Sendikası Brentford ve Scunthorpe futbol kulüplerinin sponsorluğunu yapmıştır. Danimarka’da Metal Sendikası milli kadın hentbol takımının sponsorluğunu üstlenmiştir.

Düşük ücretli işlerde çalışan eğitim ve dil sorunları olan etnik azınlıklar için aidat miktarının düşük tutulması, olumlu eylem programları, eşit haklar komisyonları, sendika yönetim organlarında azınlıklar için kontenjan ayrılması gibi uygulamalar göze çarpmaktadır. Ayrıca sendikaların işçilerin yoğun biçimde bulunduğu alanlara yönelmeleri söz konusu olmaktadır. Örneğin, 1997 yılında  AFL-CIO yerel topluluklar üzerinde örgütlenme kampanyaları yürütmeye başlamıştır.

İşsizlik oranının giderek artması nedeniyle zor durumda kalan sendikalar  işsizlerin sendika  ile bağlarını sürdürülmelerini sağlamak amacıyla bazıları için yeni bazıları için uzun bir geçmişi olan politikalar izlemeye yönelmişlerdir. Bu doğrultuda birçok ülkede sendikalar işsizlerden  üyelik aidatı almamakta veya daha az üyelik aidatı alma yolunu tercih etmektedirler. İşsiz sendika üyeleri  örneğin Belçika’da normal aidatın üçte birini, Hollanda’da yarısını ödemektedirler. Avrupa sendikalarının bazıları işsizler için ayrı örgütsel yapı oluşturmuşlardır. Örneğin Belçika, Danimarka ve Fransa’da sendikaların sadece işsizleri bir araya getiren lokal komiteleri bulunmaktadır. DGB içinde işsizler için ayrı birimler bulunmakta, DGB’e bağlı sendikaların bazılarında  bu birimler sendika yönetim organlarında temsil edilmektedirler. Belçika, Danimarka ve İsveç’te işsizlik sigortası yönetiminde sendikalar önemli rol oynamaktadır. Belçika’da sendikalı işsizlere işsizlik yardımı ödemeleri sendikalar aracılığıyla yapılmaktadır. Danimarka’da işsizlik sigortası sendikalarca yönetilmektedir.  İsveç’te ise işsizlik fonu sendikalar tarafından organize edilmektedir. Fon devlet tarafından finanse edilmekte, yürürlükteki yasaya göre işletilmektedir. Bu ülkede sendikasız işçilere ödenen işsizlik yardımı sendikalılara ödenenden daha düşüktür.

Finlandiya, İsviçre, Almanya ve Hollanda’da  da işsizlik sigortası yönetiminde sendikaların kısmi rolü bulunmaktadır. İngiltere ve Belçika’da  bazı sendikalar işsiz kalan üyelerine sınırlı biçimde yardım yapmaktadırlar. Bu Belçika’da belli işkolları ile sınırlıdır. Avusturya, Fransa, İngiltere, İrlanda, İsveç ve Almanya’da sendikaların sadece işsizler için kurduğu yerel sendika merkezleri bulunmaktadır. Bu merkezlerde işsizlere danışmanlık hizmeti yanında, toplu taşım araçlarından ücretsiz yararlanma gibi belirli hizmetler verilmeye  çalışılmaktadır. İngiltere’de TUC’ nin işsizler için oluşturduğu merkezlerde diğer hizmetler yanında eğitim çalışmalarına da yer verilmekte, bazı merkezlerde belirli sanatı olan yaşlı işsizlerin genç işsizlere meslek öğrettikleri kurslar açılmaktadır . 

Vasıflı işçi sayısındaki artışa bağlı olarak vasıflıların özel önceliklerini dikkate alan programlar, vasıflılara yönelik özel hizmetler, meslek sendikacılığının geliştirilmesi, sendikacıların vasıflı işçilerin örgütlenmesi konusunda eğitilmesi gündeme gelmektedir. Sendikalar üyelik gelişmeleri, davranışsal değişimler gibi konuları araştırmak amacıyla  henüz sınırlı kalsa da araştırma işlevine yönelmeye başlamışlardır.  Bu amaçla İtalya’da CNV, Isveç’te LO kendi araştırma bölümlerini kurmuş, TUC ve  FNV bağımsız uzmanlarla çalışmaya yönelmiş, AFL-CIO her iki modeli de uygulamaya koymuştur.

Sendikalar kamuoyu ve üyelerle ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan politikalar da üretmeye başlamışlardır. Örneğin AFL-CIO  kamuoyundaki imajını düzeltmek amacıyla  “sendikaya evet” kampanyası düzenlemiş bu kampanyada sendika liderleri televizyon programları için eğitilmiş, ünlülerin kullanıldığı çeşitli programlar hazırlanmıştır. İngiltere’de “sendikaya evet” kampanyası ile okul ve kiliselerde sendika tanıtımları ve ulusal sendika liderleri ile toplantılar yapılmıştır. FNV ve bağlı sendikalar Sendika Merkezleri ve Sendika Dükkanları oluşturmuşlardır. Buralarda sendikalar ve işlevleri hakkında bilgi verilmekte, sendikaya yakınlık sağlamak amacıyla çeşitli konularda ücretsiz danışmanlık yapılmaktadır. AFL-CIO ve FNV sendika liderlerini medyayla ilişkiler konusunda eğitmekte, İtalya’da CISL televizyon için ulusal sendika haber programı tasarlamakta, sendikaların işlevlerini anlatan televizyon programlarına, filmlere, belgelere sponsorluk yapmayı önermektedir. FNV ise ücretsiz telefon hattı kurarak sendikaya ulaşılabilirliğin arttırılmasını önermektedir.

Sendikalar yeni üye kazanmak için ayrıca kampanyalar yapmaktadırlar. Örneğin İngiltere’de  1980-1984 yılları arasında sendikaların % 39’ u üye sayılarını arttırmak için kampanyalar düzenlerken, bu oran 1985-1990 yılları arasında %79’a yükselmiştir. Almanya’da Metal Endüstri Sendikası-IG Metall üyelerinin üye kazanma çabalarına katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla  asgari on yeni üye kaydeden üyelerine radyolar, CD çalarlar hediye etmektedir. İngiltere’de UNISON  “Bir arkadaşını üye yap”  kampanyası ile sendika üyelerinin iş arkadaşlarını üye olarak kaydetmelerini teşvik etmeye çalışmaktadır. Bu sistemin fazla başarılı olmaması üzerine  TUC üye kaydedecek genç görevlilerin bağlı sendikalar tarafından kararlaştırılan üye kazanma alanlarına gönderilmeden önce eğitildiği bir örgütlenme akademisi kurmuştur.

Yeni üye işçilerin sendikaya bağlılıklarını arttırmak ve sendika konusunda bilgilendirmek amacıyla FNV her yeni üyeye aynı zamanda aktif bir üye olan bir danışmanın atandığı özel danışmanlık programı uygulamaktadır.  

Sendikaların uyguladıkları bu politikaların ne ölçüde başarılı olacağı zaman içinde görülecektir.
49388 kez görüldü, 11 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2021 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi