Yıl: 2002/ Cilt: 4 Sayı: 1 Sıra: 8 / No: 124 /     DOI:

Enformasyon Toplumu ve Eğitim
Banu BULURMAN

1.GİRİŞ

 Çağlar boyunca eğitim süreci, toplumsal yapı açısından şekillendirilerek, bireyin topluma kazandırılmasını hedef alan, genel anlamda onda meydana gelmesi istenen değişikliklerin hal,hareket ve tavırlarına da yansımasını isteyen bir yönelimle biçimlenmiştir. Eğitim çok yönlü işlevsel bir süreç olarak toplumun beklentilerini de karşılama sorumluluğunu üstlenmiştir. Öyle ki bu sorumluluk, eğitimin hem kendi iç dinamiklerini oluşturacak kadar örgütlenmiş bir sistem hem de hedeflere uygun bireyler yetiştirmeyi sağlayan bir disiplin olmasını gerektirmiştir.(Eren,s.83)

 Birçok düşünür eğitimi bireysel açıdan ele almıştır. Durkheim’a göre eğitim fizik ve toplumsal çevrenin insan üzerinde meydana getirdiği etkilerdir. Kant’a göre insanın mükemmelleştirilmesidir. J.S. Mill’e göre bireyin kendisi ve başkaları için bir mutluluk aracıdır. H.Spencer ve Herbart’a göre de iyi yaşama olanakları sağlayan etkinliklerin tümüdür. (Tezcan,s.5) Alman düşünür Heinenmann ise eğitimi insanın başarıyı, başarısızlığı, çirkini, güzeli, savaşımı karmaşıklığı, acıyı abartmadan fakat dürüstçe karşılayan yaşantılar geçirmesini sağlayan etkinliklerdir şeklinde tanımlamıştır(Eren,s.83).

Hedefler doğrultusunda davranışlarının değiştirilmesi beklenen öğrencinin bilgi toplumundaki yeni yüzünün belirlenmesi ancak toplumun, çağın ve ülkenin gereklerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak öğrenci kavramının geçmiş, bugün ve gelecek zaman boyutuyla değerlendirilerek işlevsel bir zemine oturtulmasıyla gerçekleşebilir.

2. ÇAĞLAR BOYUNCA EĞİTİM

İlkel toplumlarda eğitim ayrı bir faaliyet dalı olarak örgütlenmemiş, bu görev aileye, akraba gurubuna ve gündelik hayatta bireyin yer aldığı, genel olarak topluma bırakılmıştır. (Oskay,s.291)

Yazının bulunması ve toprağa yerleşme eğitimin örgütlenmesi ve kurumsallaşması açısından bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Ortaçağ Avrupa’sında eğitim dinsel nitelikte idi. İlkçağlardaki hümanist eğitim, yerini teosankrit ve skolastik bir eğitime bırakmıştır. Felsefe teoloji kaynaşmıştır. Ortaçağ dinsel eğitim idealinin kaynağı manastır okulları olmuştur. (Tezcan,s.6)

Yeniçağ ’da Rönesans ve Reform hareketleri eğitime yeni boyutlar kazandırmıştır. Rönesans’ın hümanist eğitimi, çok yönlü aristokrat ve seçkin eğitimidir (Tezcan,s.6). 17. yüzyılda rasyonel ve emprik akımlarla doğa bilimleri ve akıl ön plana geçer. Öğrenme ve öğretme devriminin en önemli kişisi, ”modern okulun babası”diye bilinen John Amos Comenius’tur. (1592-1670) Basılı kitabı öğrenmenin ve öğretmenin etkin bir taşıyıcısı durumuna getirmiştir. 1500 -1650 yılları arasında Batı bütün dünyada liderliğe doğru yönelmişti, bunun ana nedeni okulların yeni teknoloji ve basılı kitapların çerçevesinde yeniden düzenlenmesidir. (Drucker,s.275)

18.yüzyıl ise bir aydınlanma çağıdır. Rasyonalizm ve naturalizm gibi akımlar ön plana çıkmıştır. İnsan beyni boş bir levhadır, önemli olan, eğitimin buna yazdıklarıdır. İnsan doğadan iyi olarak gelir, eğer bozulmuşsa bunun nedeni içinde yaşadığı kültür ve toplumdur. Aydınlanma çağı eğitimi kısaca akılcı, realist, yararcı ve mesleksel yetiştirme esaslarına dayanmaktadır. 18.yüzyılın son çeyreği ile 19 .yüzyılın ilk yarısında Alman klasik ve idealistlerinde eğitim, farklı şekilde görülür. Kişi maddi doğa üzerinde egemenlik kurmalı ve otonom bir kişiliğe erişmelidir. Bunun için çocuklar görev ve disipline alıştırılmalıdır. Kant’a göre bireysel eğitimin amaçları disiplinleştirme, uygarlaştırma, kültürleştirme ve ahlakileştirmedir.(Tezcan,s.8)

18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19.yüzyıl, Sanayi Çağı’dır. Bu çağdaki eğitim akımları Batı ’da ki sanayi devriminin yarattığı toplumsal yapı ve onun sorunlarıyla paralellik gösterir. 1840’lı yıllarda ve özellikle buhar gücünün iş ortamında kullanılmasıyla başlayan sanayi devrimi yeni bir toplumsal hayat biçimin de beraberinde getirmiştir. Buhar gücü ile çalışan lokomotifler ve gemiler, üretilen mamüllerin yeni dünyalara ulaştırılmasını sağlamıştır. İşçi sınıfının doğuşu, hızlı kentleşme ve makineleşmenin yer aldığı ve sanayi toplumu olarak adlandırılan bu dönemde insanlığın ilgisi sanayi ve makinelere yönelmiştir.(Fındıkçı,s.84) Sanayileşme döneminde çocukların fabrika yaşamına uyacak şekilde hazırlanması gerekiyordu. Böylece endüstrinin gerektirdiği disiplini sağlamak büyük ölçüde kolaylaşacaktı. Bu görüşün sonucu bütün sanayileşmiş toplumlarda kitle eğitimi başladı. Fabrika model olarak düzenlenen kitle eğitiminde okuma, yazma, hesap ve birazda tarih öğretiliyordu. Bunun dışında çok daha önemli bir öğretimde her şeyi zamanında yapmak, söz dinlemek ve gösterileni kafayı kullanmadan öğrenmekti. (Mimas,s.7)

BİLGİ TOPLUMU VE YÜKSELEN DEĞERLER

"Bilgi Toplumu” bilginin temel güç ve ona sermaye olduğu, ancak amaç değil araç olduğu ve toplumsal yaşamın her aşamasını aydınlatan, yönlendiren başlıca güç olduğu bir hayat biçimi, bir düşünce biçimidir. Bilgi toplumunun oluşabilmesi temelde “bilgi insan “ ve organizasyonlarını bu ise “öğrenen birey” ve ”öğrenen organizasyonları” gerektirir. Böylece bilgi toplumunun temel karekteristiği de “öğrenen toplum” olarak şekillenmektedir. (Fındıkçı,s.83)

Sanayi devriminden yaklaşık yüzyıl sonra ilk örnekleri kullanılmaya başlanan bilgisayarlar bilgi çağının ilk habercisi olmuştur. Hızlı bilgi artışı, hızlı değişme, hızlı gelişme, hızlı iletişim insanların hayata ilişkin alışkanlıklarını derinden etkilemektedir. Bilgi toplumunda neler değişmektedir?

*Endüstriyel malın yerini gerçek sermaye ve zenginlik yaratan bilgi almaktadır

*Bedenen çalışmadan çok zihin gücüyle çalışma ortaya çıkmaktadır

*Disiplinli çalışma giderek ortadan kalkmaktadır

*İnsan gücü hala önemli bir değer olmakla birlikte rekabette üstünlük sağlanmak isteniyorsa teknoloji üretebilir hale gelmek gerekmektedir

*Bilgi işi yapan insan kendini ifade edebilen duygularını ortaya koyabilen böylece yaratıcılığını ortaya çıkaran bir insan olmak zorundadır

*Hedonist bireyler modern toplumun pürütan bireylerinin yerini almaktadır

*Çalışma ortamı işyerinden eve kaymaktadır

*Bilgi toplumu belirsizliğin buna bağlı olarak kaygının yüksek olduğu bir toplum görünümündedir.

* Medya bilgi toplumunun yeni trend belirleyicilerinden biridir ve toplum medyanın güçlü etkisi altındadır.

Bilgi toplumu bireylerin paylaşıldıkça artan bilginin gücü ve üstünlüğünü kabul ettiği ve aktif olarak kullandığı bir yaşam biçimidir.

3. BİLGİ TOPLUMUNDA EĞİTİMLİ İNSAN

Eğitimli insan yani okur-yazar kişi kavramı değişmiştir. O artık okuma yazma,aritmetik bilen kişi olmayıp, temel bilgisayar becerilerini bilen kişidir. Bilgi çağının bireyleri kendileriyle ilgili gelişmeler ve tartışmaların dışında kalmamak ve katılımcı vatandaşlar olabilmek için yeni teknolojileri etkin kullanmak zorundadırlar. Bilgi networkleri üzerinde eğitimini gerçekleştiren birey, zengin bir içerikle karşı karşıyadır; sadece öğretmenine bağlı/edilgen değildir. (Bozkurt,s.191)

Sürekli öğrenme ve kendini geliştirme, 21.yüzyıl insan modelinin başlıca özelliğidir.

İnsanlık insani değerleri yeniden keşfetme aşamasına gelmiştir. Çünkü her şey insan içindir. Yüksek teknolojinin otomatikleştirdiği insan, bir çıkış noktası aramaktadır. Bu çıkışın yolu bilgi ve hedefi insani değerlerdir. 21.yüzyıl insanının fikri yönünü zenginleştirmesi ve zihinsel potansiyelini harekete geçirmesi gereklidir. Fındıkçı, s.84)

Bilgi toplumunda merkez olan kişidir. Eğitimli insan doğrudan doğruya toplumun simgesidir, toplumun performans kapasitesini tanımlayandır. Aynı zamanda toplumun değerlerini inançlarını, taahhütlerini temsil edendir. (Drucker, s.293)

“Bilgi artık parmaklarınızın ucunda“ sloganıyla yayılan Internet gibi enformasyon teknolojileri sayesinde, bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır. Dolayısıyla bireylerin bilgiyi depolamaları çok gerekli değildir. Esas olan bireyin, o bilgiyi nasıl elde edip kullanabileceğini öğrenmesidir.

Bu çağın stratejik kaynağı bilgi, endüstriyel toplumun stratejik kaynağını oluşturan sermayeden farklı olarak, dünyanın bir yerinden başka bir yerine saniyelerle aktarılabiliyor (Bozkurt,s.195). Bilgi toplumunun eğitimli bireyi bilgiyi alan, özümseyen ve yeni bilgiler üretebilen bir yapıda olmalıdır.

BİLGİ TOPLUMUNDA EĞİTİM

Enformasyon toplumunda “bilgi”, toplumun stratejik kaynağını oluşturmaktadır. Bilgiyi üreten de kullanan da insan olduğu için, insan kaynakları; dolayısıyla eğitim bu toplumun varlığını sürdürebilmesinin olmazsa olmaz koşulu haline gelmiştir (Bozkurt,s.188). Eğitimi toplumsal yapı şekillendirdiğine göre toplumsal yapıda neler değişmektedir?

*Bilgi ve enformasyon devrimi

Bu devrim yeni bir temel bilim anlayışını, pek çok alanda bilgi endüstrisini, elektronikte gelişmeyi hızla yayılan bilgi ve enformasyona bağlı olarak global etkileşimi ortaya çıkarmakta.

*Nüfus devrimi

Bütün gezegende nüfus hızla artmakta adeta bir nüfus patlaması yaşanmakta.

*Küreselleşme ve yerelleşme devrimi

Dünyanın yeni politik şekli globalleşen ticaretle yeniden şekillenmekte, etnik ve politik krizler nedeniyle büyük çapta nüfus hareketliliği yaşanmakta bu da yeni kültürel etkileşim ve eğişimlere neden olmakta.

*Sosyal ilişkilerde devrim

Azınlık gurupları ve kadınlar yeni roller üstlenmekte ve çoğulcu toplumlarda yeni yaşam şekilleri buluşmakta.

*Ekonomik devrim

Ekonomik devrim yeni ülkelere, yeni rekabet ortamları yaratarak yayılmakta ve global ekonomik yapılar çok uluslu şirketleri oluşturmakta.

*Teknolojik devrim

Yeni perspektifler ve olasılıklar yaratırken beklenmedik problemlere de sebep olmakta.

*Ekolojik devrim

Dünya üzerindeki hayatın yeni anlamı ve gelecekteki gelişmelerin yeni sınırları yaratılmakta.

*Estetik devrim

Karmaşık sanatsal dönüşüm insanları tarihe geri götürmekte ve sanatsal ve yaratıcı ilgiyi insan hayatına yeniden getirmekte.

*Politik devrim

Demokrasi ve azınlık hakları yeniden sorgulanmakta.

*Değerlerdeki devrim

Çoğulcu toplumlar ve gelişen teknolojiyle beraber global değerler oluşmakta. (Dalin &Rust,s.31)

Bütün bu devrimlerin yaşandığı bilgi toplumunda yeni bir kimlik edinmek ve değişimlere uymak durumunda kalacak olan bireylerin günümüz eğitim sistemi içinde yetişmesi mümkün gözükmüyor. Bu nedenle eğitimde her alanda köklü değişimlere ihtiyaç var. Okullar yeniden yapılanmalı, yeni bir misyon ve vizyon kazanmalı .Öğrenciler proje, seminer ve deney gibi faaliyetlerle eğitim sürecine dahil edilip kendi kendisinin eğitmeni olmalı. Televizyon, video ve bilgisayar gibi okuldan daha fazla enformasyon sağlayan kaynaklar etkin biçimde kullanılmalı. Öğretmenler yeni teknolojileri kullanabilme becerisi kazanmalı, öğrenciye bilgi aktarmaktan ziyade öğrencinin bilgi edinmesini sağlayan aktif ortamı yaratmalı, sürekli kendini yenilemeli. Eğitim yöntemleri ve müfredat programları bu değişimlerin gerçekleşmesine fırsat verecek şekilde yeniden düzenlenmeli.

BİLGİ TOPLUMUNDA OKUL

Bilgi toplumunun gelişen trendlerine cevap vermenin çok uzağında olan okulun yeni bir yüze ve kimliğe ihtiyacı var .Bilgi toplumunun en büyük sermayesi olan eğitimli insana şekil verecek kurum olarak okulun işlevi, içeriği ve amaçları yeniden düşünülmeli. Ekonominin bilgiye dayandığı bu yeni toplumda okulların performanslarından ve sorumluluklarından da beklentiler farklılaşmaktadır. Her ne kadar bunun için geçerli tek bir standart çözüm yoksa da Drucker’ın bu konuda belirlediği spesifikasyonlar kısaca şöyledir:

*Bilgi toplumunun ihtiyacı olan okul, yüksek düzeyde evrensel okur-yazarlık sağlamak zorundadır.

*Her düzeyde ve her yaştaki öğrencilere öğrenme motivasyonunu ve öğrenmeye devam etme disiplinini aşılamalıdır

*Hem yüksek düzeyde eğitim almış insanlara hem de herhangi bir nedenle erken yaşlarında ileri eğitime ulaşamamış insanlara açık olmalıdır.

*Bilgiyi hem içerik hem de süreç olarak aktaran okullara ihtiyaç vardır.

*Kapitalist ötesi toplumda eğitimin tüm topluma nüfus etmesi, her türlü kuruluştan yararlanması gerekir.

Bilgi toplumunun bireyi eğitimin önceliğine kesinlikle adanmış olmalıdır. Bilgi toplumunda okur-yazarlık rakamlara hakimiyet gerektirmektedir.Fizik ve teknoloji konularında temel bir anlayış gerektirmektedir.(Drucker,s.278)

Bilgi toplumunda özellikle gelişen yeni teknolojilerle birlikte hayat sürat kazanmıştır. Öğrenilenler çok çabuk eskimekte ve eğimli kişilerde zaman içersinde bilgi birikimlerini yetersiz görmektedir. Okullar ve üniversiteler her yaşta eğitim talep eden kişilere her türlü fiziksel imkanlarından ve eğitim programlarından yararlandırabilecek düzenlemelere gitmelidirler.

Öğretim artık okulların yaptığı bir şey olmaktan çıkacaktır. Giderek, okulların tekel olmaktan çok ortak olduğu bir bileşik girişim durumuna gelecektir (Drucker,s.287). Öğrenmenin tam olarak gerçekleşmesi ve bireyin yaratıcı düşünce normlarını kazanması için, öğrendiklerini yada henüz oluşum halindeki fikirlerinin geçerliliğini özgür ortamlarda deneme ve sonuçlarını görme ihtiyacı vardır. Ayrıca ilgilendiği konularda okul ortamı dışında uzman kişilerin rehberlik ve tecrübelerinden yararlanmaya da ihtiyacı vardır. Okul bireyin gereksinim duyacağı tüm diğer kurumlarla iletişim içinde olmalı ve ortak hareket etmelidir. Okulun bir eğitim kurumu olarak dikkat etmesi gereken bir başka konu ise eğitim alanında faaliyet göstermek isteyen diğer kurumlarla rekabete hazır ve performansın sürekli üst düzeyde olduğu yapılanmalara gitmesi gerektiğidir.

Yeni teknoloji ve devasa ekonomik güçler, varoluşundan beri insanlığın ortak malı yapılmak için üzerinde reformlar uygulanan geleneksel okul sistemini yıkmaya hazırlanıyor. Teknolojik ve ekonomik güçler dünyaya daha iyi bir eğitim, evrensel ve çok kültürlü sınıflar vaat ediyor(Prakash&Esteva,s.125). Bilgi artık her yerdedir. Onu sınırları belli kurumlara hapsetmek mümkün değildir. Bu nedenle okulların artık bilgi aktaran kurumlar olmaktan çıkarılıp bilgi üretebilen ve bireylere anlama, analiz etme ve problem çözme gibi becerileri kazandırır hale getirilmesi gerekmektedir. Örgütsel öğrenme kuramına göre, örgütlerde tıpkı canlı organizmalar gibi öğrenirler ve öğrenmenin temelinde bilginin bir şekilde algılanması şarttır. (Şimşek,s.89)

Bilgi toplumunda yeni kimliğini kazanmaya hazırlanan okulun önemle üzerinde durması gereken bir diğer konuysa ait olduğu toplumun kültürünün özünü koruması ve devamlılığını sağlaması gereğidir. Toplumun değer yargıları eğitim yoluyla yeni nesillere aktarılarak sürdürülmelidir. Her şeyin hızla değiştiği ve herkesin zamanın yetersizliğini vurguladığı bu dönemde, herşey aynı hızla tükenmekte ve en büyük motivasyon unsuru başarma ve üstün olma duygusu yeterince yaşanamamaktadır Gittikçe hızını artırarak ve büyüyerek dönen bilgi çarkının içinde insanlar kaygan zeminlere tutunmaya çalışmaktadır. Bu noktada tutunacak dal toplumsal kültür ve inançlar olsa gerek.

6.BİLGİ TOPLUMUNDA EĞİTİM VE ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ

Gelişimden sorumlu en önemli faktörlerden biri olan eğitimin endüstri çağını

enformasyon çağından ayırt eden değişikliklere ihtiyacı vardır.Bunu başarıyla yapabilmek için öğretimin içeriğini değiştirmek yeterli değildir daha çok öğretim metodlarını ilgilendiren değişiklikler yapmak gerekir .Öğretmenin çok sayıda ki öğrenciye ders verdiği ve bir dizi standart testlerle geri bildirim aldığı geleneksel methodların da değişime ihtiyacı vardır. Enformasyon toplumunda geleneksel eğitim yavaş ve pahalıdır.(Boic&Krstov&Ledic)

Bilgi çağının eğitimi , toplumların birbirlerine kalın sınırlarla kapalı olduğu ve birbirleri arasında etkileşimin daha az olduğu dönemlerdeki gibi ağırlıklı olarak belirli değerleri

aktaran ve önceki kuşakların yaptıklarını yineleyen değil, yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanları yetiştirmeyi temel amaç edinmelidir. (Erdoğan,s.93)

Bilgisayar teknolojisi ve özellikle interaktif multimedya eğitim sürecine dahil edilmeli.Bilgisayar teknolojisi kullanarak eğitimde gelişme başarmak için öğretmenleri eğitmek ve yeni öğretim modelleri bulmak gereklidir. Öğrencilerin malumatı sadece bulmak değil analiz edip bilgiye dönüştürmek için kendi yöntemlerini öğrenmelerine yardım eden ve öğretmenin bir danışman olduğu öğretim yöntemlerine ihtiyaç vardır. Bilgisayar teknolojisi öğretmenin baş rolü aldığı geleneksel öğretim şekillerinde öğreticiye asistanlık yaparak tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. (Boic&Krstov&Ledic,s.2)

Bilgi toplumunda geniş kapsamlı bir müfredat programı belirlemek gittikçe zorlaşıyor çünkü hem bilgi devrimi yeni ve önemli bilgileri okul arenasına getiriyor hem de öğrencilerin ihtiyaçları sürekli değişiyor. Öğretmenler muhtemelen ayrıntılı ders planlarını terk edip daha çok genel amaçlara odaklanacaklar. Öğrenciler de programların belirlenmesin demokratik katılımları sağlanacaktır. Öğrenme herkesin kendi hızına göre, zorlama olmaksızın, bağımsız olduğu kadar işbirliğine dayalı yöntemlerle insan aklını güçlendirecek bir niteliğe sahip olabilecektir. (Şimşek,s.75

Yaratıcılık bilgi toplumunu temel karakteristiklerinden biridir.Yaratıcılık insanları özgür hissettiren bir duygudur, bir yaşam şeklidir.Yaratıcılık sayesinde üretim ve tüketim dünyasının dışına çıkarız ve benzersiz olasılıklar dünyasına adım atarız. Yaratıcılık bağımlılık yaratan bir aktivite olarak bireyi sıkıntıdan ve doyumdan korur. Tehlikeler karşısında cesur olmamızı sağlar ve işler kötü gittiğinde bile hayatın anlamsızlaşmasını önler. (Girod,s.150) Yaratıcılık farklı alanlarda ve değişen miktarlarda olsa da her insanın doğasında olan bastırıldıkça körelen ve ortaya çıktıkça gelişen bir değerdir. Müfredat programları ve öğretim yöntemleri bu değere olabildiğince işlerlik kazandırmalıdır. Bu da öğrencilere özgüven vererek hatalarını bir güven kaybı olarak değil başarıya giden yoldaki öğrenme adımları olarak görmesini sağlayarak, cesaretlendirip, motive ederek mümkündür.

Motivasyon veren başarı kişinin zaten iyi başardığı bir şeyi olağan üstü yapabilmesi demektir .Başarı öğrencinin güçlü yanlarına dayalı olmalıdır. (Drucker,s.282) Eğitimin gelişimde direksiyon rolü üstlenmesi onun toplumun geneline temel bilgiler veren bir yapıda kalmasına izin vermez. (Boic&Krstov;Ledic) Bilgi toplumunda eğitimin amacı zayıf yönleri onarıp temel becerilerde yeterlilik kazandırarak benzer ortalama bireyler yaratmaktan çok bireysel farklılıkların gözetildiği ve başarılı yönlerin ortaya çıkarıldığı bir süreci gerçekleştirmek olmalıdır.

Bilgi toplumunda eğitim sisteminde kitle eğitiminden kişiselleşmiş öğretime, tek öğretimden çoğulcu öğretime, katı programlardan esnek programlara, öğretmenin program başlatma ve yönetmesinden ,öğrencinin başlatmasına ve gurup planlamasına, bağımlı içerikten bağımsız içeriğe geçiş sağlanmalıdır. (Mimas,s.9) Bilgi toplumunda eğitim yöntemlerine bireysellik ön plana çıkmalı , bireyin kendi yetenek ve potansiyelini keşfetmesini ve ilgi duyduğu alanlara yönelmesini sağlayan esnek programlar geliştirilmeli ve gurup çalışmaları ve bireysel çalışmalarla geleceğin kalıcı olmayan organizasyonlarına hazırlamalıdır.

Drucker’ın da vurguladığı gibi bilgi toplumunda insanların nasıl öğrenileceğini öğrenmesi ve öğrenme disiplini kazanması gerekmektedir. Ömür boyu öğrenme için öğrenmenin çekici olması, kendi başına yüksek düzeyde doyum vermesi ve kişinin hevesle istediği bir şey olması şarttır. Öğrenciye öğrenme disiplini verilmesi, ilgi toplumunda büyük ölçüde bireysel çalışacak bireyin sorumlu bir birey olmasında da temel unsuru teşkil edecektir. Ancak eğitim sisteminin hedefleri arasında olması gereken öğrenme disiplininin bireyleri zorlayıcı ve eğitimden soğutacak düzeyde olmamasına özen gösterilmelidir.

7. BİLGİ TOPLUMUNDA ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİ PROFİLİ

Günümüz öğretmeninin,öğrencinin ilerisinde olması, yol gösterebilmesi, danışmanlık ve kolaylaştırıcılık rolünü oynayabilmesi için öncelikle kendisini eğitme ve geliştirebilme sorumluluğunu yüklenmesi gereklidir. (Fındıkçı,s.88) Öğretmen kendi yeterlilik düzeyinin farkında olmalı, bilginin güç olduğunu, yeterliliğin sürekli öğrenmeyle mümkün olduğunu, yetersizliğin bedelinin ise çok ağır olduğunu bilmelidir.

Bilgi teknolojileri öğretmenin işini kolaylaştıran, sıradan öğretilere harcayacağı zamanı daha verimli kullanabilmesini sağlayan, öğretmenin yerini almaktan çok ona asistanlık görevi üstlenen öğrenmeyi tamamlayıcı aletlerdir. Öğretmen öncelikle bu teknolojilere aşina olmalı ve interaktif öğrenme ortamları oluşturabilmelidir.Yarının okulunda öğrenciler bilgisayar programlarını kendi öz aletleri olarak kullanacaklardır. (Drucker,s.277)

Bilgi toplumunda öğretmen ve öğrenci arasındaki çizgi silikleşiyor. Öğretmenler bundan böyle tartışmasız tek doğruya sahip olması beklenen kişiler olmayacak. Onlardan beklenen öğrencinin merakını canlandırması, onu araştırmaya yöneltmesi ve sistemli çalışmasına yardımcı olması. (Dalin&Rust,s.145)

Başarı tiryakilik yapan bir konudur. (Drucker,s.282) Öğretmenler öğrencilerin farklı fizyolojik, zihinsel, psikolojik ve entelektüel yapılarını göz önünde bulundurmalı ve başarılı olabilecekleri konulara yöneltmelidir. Başarı öğrencinin güçlü yanlarına dayalı olmalıdır. Motivasyon öğrenmenin her aşamasında çok önemlidir. En iyi motivasyon yollarından biride karşınızdakini dinlemek ve ona fikirlerinin değerli olduğunu hissettirmektir. Öğretmenler çok iyi dinleyiciler olmalıdır.

Post endüstriyel toplumda öğretmenler öğrencilerine yerel olaylara odaklanmaktan çok global düşünmeyi,dünya vatandaşı olmayı ,bilinçlerini genişletmeyi ulusal ve kültürel sınıflara kapanmanın ötesinde daha ilgili bireyler olarak küresel köyde başkalarını kucaklamayı öğretecekler. (Prokash&Esteva,s.25) Öğrenciler bir olay hakkında geniş boyutlu düşünebilme ve bir alandaki problemi çözerken başka alandaki bilgilerini kullanabilme becerisini kazanmalıdır. Bilgi toplumunda öğrenciler sınırlıda olsa farklı söylemler hakkında bilgi sahibi olmalı ve bunlara eleştirel olarak bakabilmelidir.Eleştirel düşüncenin Ennis’e göre bazı özellikleri şöyledir; konuya odaklanma,tartışmaları analiz etme,açıklayıcı ve meydan okuyucu sorular sorma ve cevaplama,kaynağın güvenirli- ği sorgulama,verileri yargılama ve sonuç çıkarma,tahminleri değerlendirme ve başkalarıyla iletişim kurmadır. (Ennis,s.10) Öğrenciler farklı fikirleri karşılaştırabilmelidir. Çünkü mukayese edilmeyen veriler tek başına gerçekçi bilgiler vermekten uzaktır. Farklı bakış açılarından izlenen bir konudadaha objektif yorumlar yapmak mümkün olabilir

Öğrenci neyi pasif öğrenirse onu çabuk unutur. (Chomsky, s.136) Öğretmenler öğretim için gerekli ortamı yaratabilirler ama bu çocuğun öğrenmesini sağlamayabilir,hatta ona zarar verebilir. Öğrencinin aktif olmasını öneren yapıcı pedegoji öğrenmenin direk eğitsel aracılık yoluyla değil keşif yoluyla gerçekleşeceğini vurgular. (Winch,s.20) 21.yüzyılın öğrencisi, araştırma sanatını, temel eğitimlerini bir parçası olarak öğrenecektir. (Boic&Krstov&Ledic , s .2 ) Öğrenciler araştırmacı olmaya teşvik edilmeli, elde ettikleri bulguları sistematik olarak sıralama ve yorumlama becerisi kazanmalı,yaratıcı fikirler geliştirmesi için sınırlamalardan kaçınılmalı ve sınırlanan düşünce yapılarının benzer bireyler yarattığı unutulmamalıdır. Öğrencilere doğru olanın süresiz kesin doğru olduğu öğretilmemeli doğru olanın sözü edilen disiplinin günümüz doğrusu olduğu söylenmelidir. Öğrenciler geleceğe yönelik planlar yaparken sezgilerini kullanabilmeli ve içinde bulunduğu süreçte sahip olduğu fırsatları iyi değerlendirmelidir.

SONUÇ

Post-modern topluma hazırlanan bir birey olarak yaygın olduğu şekilde sonuç bölümünü değerli pek çok yazarın yorumlarını kendi cümlelerimle özetlemekten çok bu konuda söylenecek daha pek çok şey olduğunu düşünerek farklı açılardan kısaca ele almak istiyorum.

Modern toplumdan post modern topluma geçiş sürecinde olduğumuz şu günlerde eğitimde çalkantılı günler yaşanıyor.Eğitimciler, ana babalar, hükümetler, şirketler, eğitim savunucuları ve eğitim müşterileri kendi eğitim iksirlerini yaratmaya çalışıyor. Eğitimciler,gelişim planlamacıları, programcılar ve diğer profesyoneller sınıflarında, ofislerinde, fabrikalarında oturup eğitimin bu büyük global ağını dokuyor. Modern ve post modern kozmo görüler siber uzayda yüzüyor. Bu global ağ dünyaya geleceği tamamen yakalamanın sözünü veriyor. Eğitimsel Web’ler hayatın her bir anını öğrenme, paylaşma ve daha duyarlı olmaya dönüştürme şansını arttırıyor.

Dünya artık bir hayal ,bir kehanet, bir bilinmez değil gerçek oldu. Kültürel ayrım artık geçmişe ait. Dış dünyayla bağlantı kurmayan ne bir insan, ne bir toplum, ne de bir kültür kaldı. Aralarında uluslar arası bir etkileşim var. Web dünya ölçeğinde kaçınılmaz etkileşimlere bağımlılıklara ve hızlı özümsemelere neden oluyor. Dünyayı birleştirme ve homojenleştirme ideolojilerle değil ama bilgiyle hız kazandı.

21. yüzyılda okula ihtiyaç olunup olmadığı tartışılıyor. Şimdi pek çok bilgi ve enformasyon okul dışında pek çok yerden ediniliyor. Bilgi artık bilgisayarlarda, kütüphanelerde yerel toplumda,medyada ve iş yerlerinde. Çağdaş toplum artık öyle bir noktaya geldi ki okulun duvarları artık bir engel, bir sınırlama ve evrensel bilgiye ulaşma imkanını unmuyor. 21.yüzyılda sınıfların duvarları olmayacak. Toplum genişletilmiş bir sınıf olacak. Sınırlı öğretimden; sınıftan sınırsız öğretime çevreye geçiş sağlanacak. Toplum aynı zamanda otantik bilgi kaynağı olacak.

21 . yüzyılda karmaşık bilgiler içinde gerekeni seçebilen parçaları bir araya getirebilen, sezgi, empati ve anlayış geliştirmiş siyasal, kültürel ve etnik kimlik geliştirmiş bireylere ihtiyaç var. Enformasyon toplumunun hızlı gelişimi toplumun genelinde bilgi seviyesinde artışı hem talep etmekte, hem de kolaylaştırmaktadır. Eğitimin sürekliliği gereğine inanan bireylere ihtiyaç var.

Önümüzdeki yıllarda okul, eğitim sistemi, öğretim metodları, öğretmen ve öğrenci kimliği hızlı bir değişim ve gelişim sürecini yaşıyor olacak .Pek çok yeni ve güzel şey yaşanırken şüphesiz pek çok problemde yaşanacak. Bilgi toplumunun bir ferdi ve eğitim sisteminin içinde yer alan bir öğretmen olarak değişim ve gelişimleri büyük bir dikkatle, merakla ve heyecanla izliyor ve bekliyor olacağım.

* size: Uludağ Üniversitesi, Sosyal Bilimler EnstitüsüÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Master Programı

KAYNAKÇA

Bottomore;T.B.;(1970) Toplum Bilim, Der Yay.Çev.Ünsal Oskay,İstanbul

Bozkurt;V.;(1996)Enformasyon Toplumu ve Türkiye,Sistem Yay.,İstanbul

Chomsky;N.;(1988)Language and Problems of Knowledge,Cambridge,M.A.:MIT Press

Dalin;P.,Rust;V.D.;(1996) Towards Schooling for the Twenty-first Century, Redwood Books;Great Britain

Drucker;P.F.;(1993) Kapitalist Ötesi Toplum, İnkılap Yay. Çev.Belkıs Çorakçı, İstanbul

Ennis;R.; (1987);’A Taxonomy of Critical Thinking Dispositions and Abilities’;in J.Boykoff- Baron andR.J.Sternberg(eds) ,Teaching Thinking Skills:Theory and Practise,New York:W.H.Freeman

Eren;A.;(2001)Eğitim Sürecinde Öğrenci ; Bilim ve Teknik ;Ekim eki

Erdoğan;İ.;Enformasyon Bilgi Toplumu Dosyası ;Bilgi Toplumu Olmanın Gerektirdiği Eğitim Paradigması ;Bilgi ve Toplum Dergisi, c.1;Nisan 1998; s.93

Fındıkçı;İ.;Enformasyon Bilgi Toplumu Dosyası;Bilgi Toplumunda Eğitim ve Öğretmen;Bilgi ve Toplum Dergisi, c.1; Nisan 1998; s.83

Girod;R.;(1980);Educational Goals; Goals and Results ; UNESCO

Hoic-Boic ;N.;Krstov ;J.;Ledic;J.;Education for Information Society:An Attempt from the University

Of Rijeka ;Internet file :// A Applogic +mobmain (1) html

Postmodernizm ve Eğitim Internet http; // mimas .campus 2. Ankara edu.tr-sozer /post htm

Prakash;M.S.;Esteva; G.;(1998) Escaping Education ; Edit.J.L.Kincheloe &;S.R.Steinberg; PETER LANG

Şimşek;H.,(1997) Paradigmalar Savaşı Kaostaki Türkiye, Sistem Yay.,İstanbul

Tezcan;M.;Eğitim Sosyolojisi

Winch;C.;(1998)Education Knowledge and Truth ;Learning as Invention:Education and Consructivism ;Edit David Carr, Routledge press London and New York

45466 kez görüldü, 3 kez indirildi.

<< --
 
EBSCO
PROQUEST
CABELLS DIRECTORY
INDEX COPERNICUS
SOCIOLOGICAL ABSTRACTS
ASOS Akademia Sosyal Bilimler Index
Üye Girişi
DUYURULAR/HABERLER
Dergide yayınlanan yazılardaki görüşler ve bu konudaki sorumluluk yazarlarına aittir.
Ampirik veriler, değerlendirme sürecinde hakem veya hakemler tarafından talep edilirse, yazar veya yazarlar ilgili verileri paylaşırlar.
Bu verilerin bir başka çalışmada kullanılmaması esastır.
© 2000 - 2021 İş,Güç Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi